OKU

Akdenizin İyotlu Notaları

bu akşam gaipten sesler geldi yine bana…

baktım bu hengameyle nicedir müzik dinlemiyorum…

ruhum kirlenmiş , ağırlanmış , haberler yormuş beni.

ya bir de sol eli kırdım. her gece zonk zonk ağrıyor, benim hiç uykusuzluk problemim yoktur. yastığa bir kala tiplerdenim ben ama günlerdir uyuyamadım bu ağrıdan…

giyinemiyorsun , tuvalete gidemiyorsun yazamıyorsun , bir şey doğrayamıyorsun..

eli aşağıya indirmeye yeltenince oluşan acıyı anlatmayayım hiç…

hayat ne zormuş tek elle. bunu kalıcı yaşayanlara kolaylık diliyorum her an…

benimkisi 13 gün oldu… daha çook var 5 haftanın tamamlanmasına , saymayayım da daha kolay olsun…

gerçi herşeye alışıyorsun… alışamam deme gayeeet alışıyorsun…

birşeye alışmak için 10 gün yeter de artar bile bana.

bir konuyu da gayet kolay kapatırım ben.

üstüne de bir kürek toprak atarım.

ne garip değil mi? ama öyle…

bir şeyi çok istediğim de görülmemiştir.

hep çok istenilen şeyin acısının kötü çıkacağına inanıyorum ben.

“al bunu mu istemiştin? “şeklinde…

neyse nicedir fırsat olmamıştı yazmamıştım. malum tatsız ülke…

“umutlu yarınlarımıza” konulu yazıları yazamayacak kadar yorgun ve yılgınım.

şarj pardon halk dilinde şarz olmam lazım.

bunun için bilimum şarkıları dinliyorum. bu italyanca,yunanca şarkıların bende bir yara bantı etkisi var.

il divo’dur, haris alexiou’dur bana oldum olası iyi gelir.

tam akdenizliyim ben işte. ruhumda , yüzümde iyotlu deniz suyunun kokusu var… etkisi var… çoğu zaman dingin… gün batımı güzelliğinde geniz yakıcı…

bugün ingiliz bir arkadaşım geldi ve bildiği 2-3 türkçe kelimeye “sükun” ekledi…

gözlerini kapata kapata… ne güzel…

dinginliğe ihtiyacı var herkesin…

acaba dünya daha hızlı dönüyor olabilir mi?  yani sizce de yetişemiyor gibi değil miyiz?

şimdi formülü veriyorum…gözleri kapat ve dinle….

yavaşça… yavaşça…

böyle bir sırtında boynundan gelen ağrı vardır ya, işte onu alabilecek nadir şeyler var.

şarkılar…

yazarken bile ekrana bir bakıyorsam;

iki gözümü kapatıp, ruhuma dokunsun istiyorum şarkılar…

ne mutlu bana bunu keşfettim kendim için. fakat inan 4’le başlayan yaşlarda anlıyorsun ne gerçek ne değil…

neyi seviyorsun , ne onarıyor , neye katlanmasan daha iyi olur…

ne karıştırıyor, delirtiyor ,yoruyor; ne iyileştiriyor?

umarım sizin de kilitlerinizi açacak anahtarlarınız vardır.

insan unutuyor bazı şeyleri, monotonlaşıyor yaşam.

monotonlaşmazsa mutsuz olacak endişesi var, yürümeyecek tren.

monotonlaşınca da dış sese kapalı kurulu bir oyuncak gibi pil bitene kadar debeleniyorsun…

çakra da açıyor mu bu şarkılar acaba?

iyotlu notalar?

araştırayım bunu ben…music-on-the-shore

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu